+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Batıl İnanışlarımız

  1. #1
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725

    Batıl İnanışlarımız

    Batıl İnanışlarımız


    Bölgeye has bir yaşam tarzından kaynaklanmaktadırlar. Ortaya çıkış nedenleri bilinmemekle beraber ancak biraz üstünde düşünülürse bazen bir uyarı bazen bir terbiye şeklinde, bazende o zaman bilinmeyen bilimsel nedenlerle temellendirmek mümkün olabilmektedir.
    Çocuklarla ilgili
    Ocaklıkta zincir sallandırıldığında ineğin, boş beşik sallandırıldığında çoçuğun başı ağrır. Bu çocukların boş zinciri ve boş beşiği sallandırmamaları için papılmış bir terbiyedir. Zincir sallanırsa sağa sola çarpmasından dolayı ocakta pişen yemeklerin içersine toz düşebilir. Beşik sallandırıldığında da özel bölümde bebek dışkılarının birikmesi için konulan ğavroz denilen kutu düşebilir.
    Çocuğa kömür sürüldüğünde nazarlanmaz.
    Çıpayı (göbek kordonu) kesen ebenin huyu çocuğa geçer.
    Sidiği kötü kokan çocuğun huyu da kötü olur.
    Çocukların çekilen dişi, evin çatısına atıldıktan sonra kargalar bu dişi alır, yenisi çıkar.
    Anne elini cebine, entarisine ya da eteğine sokup çıkardıktan sonra çocuğunun sırtını okşarsa nazar bozulur.
    Bebek veya çocuğun üzerinden aşılıp geçirilirse boyunu alınır "basılır" tekrar geri gelirse boyu geri verilir.
    Közde pişirilen mısr ikiye ayrılır, ortasından bir çocuk geçirilir. Yarısı bir çocuğa, yarısı da öbür çocuğa verilir.
    Hamilelikle ilgili
    Hamile kadın pasmanika (patlamış mısır) fazla yerse doğacak çocukta cilt hastalığı olur.
    Hamile kadın çocuk karnında oynayana kadar tavuk yediklerinde doğan çocuğun boğazından problemi olur.
    Hamile kadınlar şeftali yediklerinde doğacak çocuk tüylü olur
    Hamile kadın ayva yerse, doğacak çocuğun düşük yanaklı, nar yerse pembe yanaklı, muz yerse gamze yanaklı olur.
    Baykuş mahallede "hohori" şeklinde öterse o mahalledeki hamile kadının erkek, "kivici" şeklinde öterse kız çocuğu doğurur.
    Küçükayı'nda düğün yapıldığında doğacak çocuk ufak olabilir.
    Hamile kadın ciğer yerse doğacak çocuklar hasta olur. (Ciğer yüksek miktarda A vitamini içerdiği için gelişmekte olan embriyoda fiziksel ve zihinsel bozukluklara yol açabilir.)
    Hamile iken ciğer yiyen kadının çocuğu benekli olur.
    Tırmata (ekmek kırıntısı) yiyenin çocuğu güzel olur, yemeyenin erkek çocuğu olmaz.
    Kısmetle İlgili
    Ters döndürülen değirmen taşında öğütülen tuz ve mısır unundan yapılan, koleti yenirken "kısmetim neredeyse o kapıdan su içeyim" diyen genç kız rüyasında o evi görür.
    Bir genç kız ilk kez misafir gittiği evden gizlice aldığı bir ekmek parçasını okuyup yediğinde, o gece kısmetini görür.
    Gelinliği gelin giymeden bir genç kız giyerse kismeti açılır.
    Ölümle İlgili
    Pardinin bir eve yakın bağırıması o evden birinin öleceğine işarettir.
    Köpek eve yakın uzun uzun ulursa o evden birisi ölür.
    Cenaze geçerken cenazeden daha aşağıda kalmanın çocuk ve kadınlar üzerine etkisi vardır. Halsizlik olur.
    Ölünün ruhunu teslim ettiği odada kırk gece lamba yakılır.
    Ölü çarşıdan gelen ham sabunla yıkanır.
    Maraz
    Yeni evli gelin üzerine kibrit taşırsa marazlanmaz.
    Akşam namazından sonra, kadınlar pencereden veya kapıdan eşya silkelerse çarpılır.

    Çeşitli inanışlar
    • Akşamdan sonra tırnak kesmek, aynaya bakmak, ağaca çıkmak iyi değildir.
    • Cuma günleri ev süpürülmez
    • Elbise, kişi üzerinde iken dikilmez; kişinin üstünde iken yama vurulmaz. Böyle yapılırsa o kişinin ömrü dikilmiş olur.
    • Eşyası kaybolan kişi, şüphelendiği kişilerde olmak üzere bir çok kişiden fasulye toplar. Fasulyelerin üzerine okunur, nemli bir yerde bekletilir. Fasulyeler nemden kabarıp kabuğu çatlamaya başlayınca eşyayı çalan hırsızında karnının şişip, çatlayacağına inanılır.
    • Çakallar uluduğunda, hava açıksa yağmur yağar, kapalıysa güneş açar.
    • Sağ eliniz kaşınırsa ummadık yerden para gelir, sol kaşınırsa ummadık yere para verirsin.
    • Yemek kepçesini çok yalayan kişinin düğünü kar veya yağmura rastlar.
    • "Dili doğuran", anasına, "Ana dilim doğurdu" dediğinde, anası da, " Tukur da at oni" diyerek karşılık verdiğinde, dili doğuran da "Tu" diye tükürdüğünde ve bunu üç defada tekrarlarsa dili iyileşir.
    • Leyleği senenin baharında ilk kez uçarken görenler, baharda çok seyahat eder, otururken görenler etmez.
    • İncir ağacının odununu yakmak iyi değildir; uğur getirmez.
    • Çürük ayının (Temmuz) son haftası ile Ağustos'un ilk haftasına rastlayan 10 günlük süresi içinde yıldırım çakması kadar kısa öyle bir an vardırki; o an geldiğinde suyun içeresinde olan canlı cansız her şeyi etkliler. Şayet insan o anda su ile temas halinde ise su değen yerleri benek benek olur. Bu olaya "behur" denilmekte ve bu süre içersinde suya bir çivi veya herhangi bir demir atılırsa behuru çeker, zarar ortadan kalkar.
    • Kurbağalar bağırınca yağmur yağar. (İnsan teninin hissedemediği ince yağmur damlacıklarını kurbağalar hisseder.)
    Kaynaklar:
    1) Rize Kültür Derlemeleri, Rize Halk Eğitim Müdürlüğü Yayınları, Rize, 1999
    2) Süleyman Kazmaz, Çayeli, Geçmiş Günler ve Halk Kültürü, Ankara,
    3) Her Yönüyle Güneysu, Rize, Hakan Şeker Tavukçuoğlu, 1996

    Konu ZyNp tarafından (03 Mayıs 2011 Saat 12:00 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren RizeCity.Com Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. RizeCity.Com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler rizecity@gmail.com mail adresi ile iletişime geçildikten sonra en geç 3 (üç) Gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızdan incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve Avukatımız size dönüş yapacaktır.

53 Haber - Rize - rika, ri-ka, rize kapı - RizeCity Blog - Rize Resimleri