+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Rize Hatıraları

  1. #1
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725

    Rize Hatıraları

    Rize Hatıraları

    Aha size bir yalan

    Pilihoz deresinden Memiş Dede'ye Holo Dede derlerdi. Holo Dede şakayla karişik çok yalan söylerdi. Şakayla yalani bir tutardi. Bütün köylü onun bu huyunu bilirdi. Ona zaman zaman takilirlardi. Böyle bir günde Holo Dede baltasi omuzunda dağdan inerken ahaliyle karşilaşir. Selamlaştiktan sonra ahali Holo Dede'ye takililar:
    - Yahu Holo Dede, bize bi yalan söyle da,
    Holo Dede, üzgün, bir o kadar da kizgin bir tavirla:
    - Yahu ne deyi sunuz? Şimdi yalanun sirasi midur? Babam elmiştur duymadunuz mi? Birakun de eve gideyim.
    Der ve yoluna hizli adimlarla devam eder. ahali bu durum karşisinda çok üzülür. Konu komşuya haber verir ve Holo Dede'nin evine giderler. Ahali eve gidince, gördükleri durum karşisinda şaşirilar. Holo dede, ateşliğin başinda babasina taze misir (hilça) pişirir bulurlar. Ahali duruma çok şaşirir; Holo Dedeye'de çok bozulur:
    - Yahu Holo Dede, hane senun baban elmiş idi.
    Holo Dede, muzip bir şekilde güler ve der ki:
    - Siz benden yalan deme mi istememiş miydunuz? İşte, aha size yalan.
    Çalınan İnek

    1915 yılında bir gece Karaalioğullarından Mustafa'nın evinden ineği çalınmıştı. Ev sahibi Rikap eşi Firdevs hanım, küçük ve yetim olan oğlU Mustafa'yı yanına alarak Karadere'ye inmiş ve Müderris Mahmut Efendi'nin huzuruna çıkarak, kocasının Erzu­rum'da Ruslar'a karşı savaşırken şehit olduğunu, fakr-u zaruret içerisinde bulunduklarını, iki yetim çocuğunu ahırdaki ineğin­den aldığı sütle beslerken, bu ineğinin çalındığını, daha fazla mağdur olmamak için bu ineği bulmasına yardım etmesini iste­mişti. Mahmut Efendi kadıncağızı dinledikten sonra köy muhtarı olan Karaibrahimoğlu Ahmet Efendi'ye verilmek üzere bir mek­tup yazmış ve küçük Mustafa'ya oturduğu divanın kenarından çı­kardığı bir elmayı vererek başını okşayıp yolcu etmişti. Mahmut Efendi yazdığı mektupta, çalınan ineğin bulunması için uğraşma­sını, aksi takdirde olaya kendisinin el koyacağım söylemişti. Mek­tubu alan muhtar, inek bulunmazsa Mahmut Efendi'nin beddua edeceğini anlamış ve hemen araştırmaya başlamıştı. Çok geçme­den o gece köyden toplam üç inek çalındığını ve ineklerin Of ta­rafında Süleyman bey adlı birisinin konağına götürüldüğünü öğ­renince, birisini gönderip baktırmıştı. Çalınan ineklerden ikisi ke­silmiş, yetim Mustafa'nınki ise, gebe olduğundan bırakılmıştı.
    Muhtar bunun üzerine, küçük Mustafa ve Firdevs hanımı yanına alarak ineğini almaya gittiler. Konağın sahibi bu ineği çok sevdi­ğini, onu kendisine bırakmalarını, buna mukabil ahırdaki başka bir ineği alabileceklerini söylediyse de, kadıncağız, "Ağam, Mah­mut Efendi'nin kesin emri var, bunu ben sana versem bile sen al­ma, bu yetimin hakkıdır" diyerek ineğini geri alınıştı.
    Hacı Muhammed Efendi'nin torunlarından Mustafa Akgün’den dinlenmiştir.


    Çayluk nasi hazirlanur

    Osman Yılmaz anlatıyor
    Güneysu, Kıbledağı Köyü

    Çayluk nasi hazirlanur, nasi timarini edersun, hizmetini yaparsun, yetiştirusun; çayluğun efendum, ben bu, denizçiyidum ben evvelni setini edersun. Edersun tikersun oni kullan. Ha bu şey kullilan tikersun oni. Ateş kulilan. Her yere mi?

    Koparirsun bi ocağa uç dórt dane pirakursun, pirakdun mi, buni beyittun mi, çíkti bu kada atasun bi piçak duzlersin oni, o bi da eskin verur, eskin verdukten soran ustini alusun. Etekler onun hizasina geldi mi eteği de de alusun. o tami olur. Ocak sonra síhlandi mi, bu eski çayluk oldi mi, yirilendi mi bunu kesecesun.

    Bunu ha bóle kesecesun; met kibi. Otuz santim yukardan, on santim ortasini alçaktan kesecesun ki, ortasi her vakít hebirini gelu geçeyi. Kuvet, şeyden, hep bir çíksun, iza. Şini makas edecesun çayluği; bitun bi seviyede makas edecesun. Bi da varki eski çayluğun içerisini çay oranlen ayiklarsun, o çahudiyi mahudiyi seresun altina, ayíklarsun oni. O kuvveti gidaeyina. Bedenilan barabar alacasun on, kuvveti ebirine gideyi. Çay toplamaz, surgi veru ki parmak kibi, o kuvvet hebirine gideyi.

    Sora bu çayluğa yaprak kosun. Ha bu agaj yapra yok mi ya, seresun oni içerisine. Bu topra yaş tutayi. Bi da siğir gubresi korsun onda. Oni da koyisun onda. Sora da bu gubre yok mi ya, bunu iki keren verurum ben. Şini bi dónum çayluğa atmiş kilo gubre verurum ben, bi donum çayluğa. O çok verdun m, bi ocağa çok kebre ko, o çay vermeyi, buruşturiyini. Kuvetli. İki keren gubreyi Mayis ayina aldun mi, iki keren verdun mi gubreyi o daa çay veriyi. İşleri boyledu.

    Toplamasi efendum, iki yaprak geri surgi şeydecesun ki, iki yaprak geri piraktun mi, eyi surgi verur o. Oni desan ki, dibinden alayimini alím yerine almazlani. İki yaprak, bunun gerini, geriye piraktun mi, surgiisi, taze alacasun şey, kestun mi, bi surgi daa fazla alusun, oni da deyiyim size. Taze kestun mi çayluği bi surgi daa fazla alusun. Bu iş, kart çaylu kes, şokali oldi deyil mi? Oldu şokali; feket o surgi vermeyi, gej vereyi. Bu iş şini boyledu.

    Dert'leri ne anlayim? ben o'ladan anlamam ben. Olari alumyerine gidcesun olar anlatur. Alusun havuriya pablikadan bi maa'şuni veresun gübreye. İşte bu bizum işimuz boyledu. Anla, çaydan aldümuz parayi hancaka evi idare edeyruk işte. Bu işle boy'ledu. Kafi da pek gelmeyi ha. Bu masraflar ağirdu şini. Çoluk çocuk fazlalşti efendum şini. Çoluk çocuk ne var biliy misun? Bu çaylik işi evvelden rahat idi, deyiyim sağa doğrisini, bu çayluk adi çikdi şini çoluk çocuk ağirlaşti bu iş. Bi misirlan şeygoruniydi, bi meşul oliydik. Şini çayluk var, misir var bir tarafa, fasulyesi var, kaba var; var da var. Bi çayluk şini elli tane şey geldi, şey, iş ağirlaşti. sora guneşun karşisina çoluk çocuk hasta oliyi, efendum, o güneş yağmur havaya islanayi, tohtorlara elet, bilmem ne elet, aliysun beş kuruş, on kuruş, elli kuruş masraf edeysun tohtorlara. İslaniyi çoluk çocuk yav!

  2. #2
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Çok Kizlari İsteddum

    Arif Civelek anlatıyor
    Kukilikaya Köyü

    Benum zamānuma zate fakurluk var idi. Çok kizlari isteddum, hiş birine muafak olamadum.

    Ondan sona, o zamanun yeğileri fiyatliydi. Yani yeği, yeği, yani para vermek. Yani, başluk. O zaman yeği deruk ona biz hah, şindi başluk deyilenda tabi.

    Ondan sona akadaşlalan, sōraki ben evlenduğum tārihlarda arkadaşlardan yāni para aldum. Yāni on lirada evlendum, duydun mi? Oyle fakirluklalan. Hē, şindi tābi ōle deyil Şindi yāni uç bin, beş bin. Çayciluk vardi, çay parasi vardu, millet ilerledi.

    Ondan sona, şindi işte bir kiz almak içun efendum en aşşa dórt bin lira babaya verecesun, başluk. Ondan sona beş on binde efendum yāni altinina kivirina zivirina ĝider; yirmi bin liraya bi ĝelin duydun mi?
    Hā, şindi çecuk tabi sever yāni kizi, gozine seçer. Ondan sora ĝelur evde yāni annesine soyler. Anne da tabi baba var isa babaya soyler. Baba da efendum, akadaşlarini toplar efendum, kizun babasilan anlaşur.
    Ağşam toplaşur oriya ē ĝiderler ĝiderler. Tabi yāni arada baba konuşmaz tabi, kizun babasi konuşmaz. Babanun da bi vekili olur o konuşur.
    "Ne istiyesun, ne alacasun efendum başluk?" derler efendum.
    Tabi kizun adami " Ben on binlira alacağum" der.
    Neyise aşşā yukari buni uç bine, yahut dort bine hallederler. Hā, sofra kurulur, yemek yeyilur Yemekden sōra dovā edilur, para o sofraya koyilur.
    Ondan sona efendum, sóz kesilur. Artik silā meselesi çikar meydana, artuk yurudi. Çocuk da anlar ki işum kesildi efendum, silā atilmā başlar. İşte kiz boyle istenilur.
    Bizum buralara nişan pek biz etmeyiz, yāni nişan; çunki nişanli kiz biz pek kovermezuk yāni. Onlar çocuk oldukten sona evel yol şeyi da var tabi. Bi hafta oldi mi tabi kizun tarafi kizini ister, dugunden sona. Yok, bi hafta sōra elbise kesilur, hā ĝelini goturule tabi.
    Ondan sōra işte kiz ki gelu çeçuğun evine, bi hafta sōra, tabi uç gun sora kiz gider yāni babasina bi. Çocuğun tarafindan da olu, uşağun tarafindan da olu, kizun tarafindan da olu, oğlanun tarafindan da olu, yani yemek olu. Sen da beni, kizun tarafi da adam çiğirir, uşağun tarafi da adam çiğirir.
    Ondan sona tabi yāni duğun alāyi deruk yāni biz ona. Ekserisi yāni pazar, perşembe yāni olur yāni bunla.
    Yedi ĝun doldu mi, ondan sōra kizun tarafi tabi enişteye dağvet eder. Enişte de yāni kendine ĝöre arkadaşlarini toplar ĝóturu, giderle orda yerler, içerle. Kaynana, kaynatasinlan elini óper.
    Ondan sona çikarken sila mila atarlar efendum. Bu kada yāni.






  3. #3
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Gideyi Geri Geri


    Potamyali Nene ilk kez arabaya binmiştir. Bir süre sonra başi döner ve başlar yakinmaya:
    -Uuuuu ağaçlar gideyi geri geri. Uuu Moğmet (Mehmet) gozlerumi tut.
    Arahbadan inince de:
    - Elduk eldukta sual vermadan gelduk.
    Diye, kendi kendine yakinir.



    Gözlerum Zayifladi

    Holo Dede'yi camide namaz kilarken gören ahali her zamanki gibi takilir:
    - Holo Dede, de bize bi yalan
    -Deli misunus? Camide yalan söylenur mi? Günahtur. Birakun yalani da size bir şey anlatayum. Geçen dağda çerik (çam kalas) yaparken büyük bir gürgene rastladuk. İki gündür balta vuriyiruk oğa, baltanun sesi birbirumuze gitmedi.
    - Nasil bir şeydur bu?
    - Toplanalum haburiya onbeş adam anca kaplayabiluruk oni.
    Gurgeni merak eden ahali göstermesi için Holo Dede'ye yhalvariri. Holo Dede israrlara dayanamaz, ahaliyi toplar ağacin olduğu yere götürür. Ahali karşisinda küçük bir gürgen görünce şaşirir:
    - Hane onbeş adamun sarduğu gurgen bu midur?
    - İyi göremedum demek ki, her halde gözlerum zayifladi.
    - Yahu iki gün balta vurdunuiz da sesunuz birburunuze gitmedi.
    - İyi duyamadum demek ki, her halde kulaklarum zayifladi.
    - Yahu Holo Dede yalan olur da bu kadar olir mi?
    - Siz bağa camenun içinde bi yalan de dedunuz. Korktum günahtan diyemedum yalan. Benda anlattum size buni. Aha gurgen! Yalan demedum hoş! Ama biraz abarttum!




    Harbun uşde ikisini

    Yahya Kaptanoğlu anlatıyor
    Merkez Kale Mahallesi

    Sarikamişda asker idum, bize doktor geldi. Rayif bey, Tirabizanli, Araklidan, yarbay. Yarbay geldi dedi ki:"Oğlum" Vizetaya çiktuk da. Dedi ki: "Nerelisun?" dedi. En oğùne ben giderdum. Dedum ki: "Rizeliyim." "Rizenun neresindensun?" dedi. "Felan" dedi. "İçindenim", dedum doktora. -"Otur" dedi. "Şu koltuğa" dedi. "Biraz konuşuruk" dedi. Oturduk koltuğa. Oturdukden sonra, viziteyi yaptuktan sonra. "Rizenun" dedi. "Karadereden misun, Kuràsiyebeden mi sun?" dedi bana. Aynen dedum "Hyir doktorum, Kale mağlesindenim" dedum. "Pek" dedi. "Mataraciyi tanir misun?" dedi. "Baba dosti." "Şevket efendiyi tanir misun?" dedi. "Baba dosti."."Altikan oğullarindan" dedi. "Kimsyi tanir misun?" dedi. Dedum: "Doktorum, Sakarya harbinda" dedum. "İstiklal harbinda Memed aga var idi, bi da Sami aga var idi. Osman aga var idi. Osman agyi tanirum. İsmyili tanirum. Ebi Memed agalan da İlyas agyi tanimam" dedum. Dedi:"Oğlum, İpsuz erkni harb idi" dedi. "Harbun úşde ikisini" dedi. "Çete kazandi" dedi. "Birisini" dedi, "ordi kazandi" dedi. "O zamanda, kendi túfelulan, kendi elbisinilan, kendi yemálnlan" dedi. "Ne yapyim ki, dedi, vazif başinyim" dedi. "Vazifem olmasa gidip bu adamlari ziyaret etsam" dedi.


+ Konu Cevaplama Paneli

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren RizeCity.Com Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. RizeCity.Com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler rizecity@gmail.com mail adresi ile iletişime geçildikten sonra en geç 3 (üç) Gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızdan incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve Avukatımız size dönüş yapacaktır.

53 Haber - Rize - rika, ri-ka, rize kapı - RizeCity Blog - Rize Resimleri