+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 25
Like Tree1Likes

Konu: Rize Kültürü

  1. #11
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725


    Kırk yaş üstünde olanlar rize değirmenlerinin rize kültüründe ki önemini bilirler.

    Özellikle gece değirmen yollarında yapılan sevdalıklar la anılan rize deremencilik kültürü malesef bu özelliklerini kaybetmiştir.



  2. #12
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Rize Çapulası

    Çapula rize yöresinde yıllarca kullanılmış ve teknolojiye yenilmiş bir çeşit ayakkabıdır.

    "ÇAPULA" sözlük anlamı ile, kaba deriden yapılmış, ucu sivri ve kırık ayakkabı demektir. ÇAPULACI ise, çapula yapan ve satan kimsedir. Çapulada en önemli özellik, ayakkabının tamamen el yapımı olmasıdır.



    Çarıkçılığın devamı olan bu zanaat; çarıkçılık, çapulacılık derken teknolojiye yenilmiştir. Günümüzde, fabrikasyon ayakkabı anlamına gelen "kavafiye" sürmektedir. İşte bu iki ustadan Mustafa Kalafat'ı yıllardan beri tanırız. Orta Câmi karşısında, Eski Suluhan'ın yerindeki dükkânında şimdilerde kavafiye işiyle uğraşmaktadır.



    Dükkânın içindeki küçük tezgâhında bir yandan eski mesleğinin kazandırdığı hünerleri sergilemekte, bir yandan da eski ayakkabıları onarmaktadır. Kalafat Usta için onarılamayacak ayakkabı yoktur. O sanatını konuşturup, her ayakkabıyı giyilebilir duruma getirir.

    ÇAPULACILIK



    Çapulacılık, çarıkçılığın devamıdır. Çarık camız derisinden yapılan, derinin güneşte kurutulmasıyla elde edilen ve elle dikilen bir ayak giysisidir. Köşker (kevşger) ise yemenici, yani ayakkabı tamircisidir. Örneğin "Deli terzi, kör köşger, iğneyi ipliği yitirmezse günde bir kaftan diker" atasözü dilimizde bu kelimenin kullanıldığını göstermektedir.



    Farsça kökenli köşker kelimesi günümüzde unutulmuştur. XIX. yüzyıl sonları, XX. yüzyıl başlarında çapula işiyle uğraşan ustalar için kullanılmaktadır. Adana dolaylarında bu kelimeye halâ rastlanmaktadır.



    Ayağunda çapula" diye başlayan türküler dinliyoruz . Muhtemelen çoğu çapula nedir görmemişler, ayaklarına giymemişlerdir.
    Anadolu'da yöreden yöreye ufak değişikliklerle giyilen pek çok kıyafet ve kasesuar bulunmakla birlikte Çapula sadece Karadeniz erkeğine mahsustur. "Eski Eserler Ansiklopedisi" yazarı Nurettin Rüştü Büngül ile "Osmanlı Tarih Deyim ve Terimleri"nin yazarı M. Zeki Pakalın çapulanın Karadeniz yalısı halkının ağzında "yemeninin" ismi olduğunu yazarken, Reşad Ekrem Koçu çapulanın yemeniden farklı olduğunu bildirmiştir. Koçu'ya göre çapula yemeniye benzemdiği gibi yazlık ayakkabı da olmadığını, karadeniz ahalisince yaz kış giyilen tek tip ayakkabı olduğunu belirtir.
    Çapula burnu ön kısmı tasmavari kapalı, arkası hafifçe yukarıya doğru kalkık bir dil çekekli, var iel yok arası ökçeli ve altı demir çivi kabaralı bir ayakkabıdır.
    İstanbul sokaklarında Karadeniz sahilleriden gelmiş çoğu kayıkçılık, mavunacılık gibi işler tutmuş bekar uşaklarının ayaklarında yüzyıllar boyu görülmüştür. Yalın ayakla, çorap veya mest ile giyilmektedir.

  3. #13
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Kara Koncula

    Kara koncula, kışın en soğuk ve en çok kar yağan dönemidir. Bu mevsimde dışlarıda gezmenin tehlikesini telkin için bize şu hikeyeyi anlatırlardı.

    Kara koncula korkunç bir canavardır. Yolda karşılaştığı insanları önce bir sınavdan geçirir. Sınavı geçenleri serbest bırakırlardı. Sınavı kazanmak için bütün sorulara "Kara" ile başlayan cevap vermek gerekirdi. Şu sualleri sorardı:
    - Benum adum Kara Koncula, senun adun nedur?
    - Benum da adum Kara Ahmet.
    - Nereden celursun?
    - Karayerden
    - Nereye cidersun?
    - Kara yere
    - Ne yemeğu yersun?
    - Kara lahana
    - Ne yemuş yersun?
    - Kara yemuş
    Sınav bu sorularla devam edermiş. Sınavı kazanırsan kurtulursun ve sana:
    - Haydi culer cule der ve seni uğurlarmış, der sonra da bizle beraber evdeki büyükler, çocuklar birlikte birimiz Kara Koncula olur diğerimiz çocuk sorularla bu oyunu oynardık değil mi?

  4. #14
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Rize'de Giyim - Kuşam Erkek Kıyafetleri

    Başluk : Başa sarmak için dar ve uzun bir bez parçasından yapılır. Kukula da denir. Herkesin kendine has bir yöntemle bağlar, çoğunlukla her iki yana kulaklıklar bırakılırdı. Renk çoğunlukla haki olur ve elbiseye uydurulurdu.

    Fes : Yün iplikle cağla (şişle) dokunup başa takılırdı.

    Taka : Başa takmak için kumaştan yapılan başlık

    Mendil : El, yüz temizliğinde olduğu gibi cep süsü eşyası ve başlık olarak da kullanılırdı. Mendilin iki ucu düğümlenip başa takılacak hale getirilirdi.

    Yağluk : İki ucu düğümlenerek başlık olarak kullanılan bez parçası.

    Abaniye : İpekten , sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş, abani denilen bir bezin fes üzerine sarılmasıyla elde edilen sarık.

    Saruk : Daha çok din adamlarının giydiği beyaz başlık

    Mintan : Açık olan kısmı boğaza kadar düğmeli yakasız gömlek.

    İç Gömlek : Mintan altına giyilen bugünkü atlet görevini gören giysi

    Fanila : Atlet, kollu çamaşır.

    Yelek : Bugünkü yeleklere benzeyen, fakat yelekten daha bol olan giysi

    Çoha : yeleğe benzeyen, vücudu saran geniş ve kollu giysi

    Zıpka : Alt kısımları, dar üst kısımları geniş altlı üstlü bütün giysi. Zıpkanın uçkur denilen kısmı düğmeliydi. Bele bir kuşakla bağlanırdı. Genelde siyah bezden yapılır ve mintanla giyilirdi.

    İşdoni : Paçalı kilot

    Kanaviça Pantul : Şalvar biçimli, bele bir kuşakla bağlanan iri keten dokuma bezden yapılan pantolon. Genellikle çocukların giydiği bu pantolonu büyükler de giyerdi. Daha çok bir iş pantolonu kabul edilirdi.

    Kilot Pantul : Paçaları dize kadar dar, üst kısmı sağdan ve soldan bele kadar geniş olan pantolon. Dar olan kısım düğmelerle açılır ve kapatılırdı. Bele bir kemerle bağlanırdı.

    Golf Pantul : Paçası dize kadar dar, üst kısmı bol olan pantolon. Dize kadar dar olan kısım düğümlenirdi. 1940'lı yıllarda moda olan bir giysiydi.

    Yun Çorap : Beş cağla dokunan, uzun veya yarım biçimde çorap.

    Şal Kuşağı : Yünden dokuma, daha çok kadınların ve yaşlı erkeklerin kullandığı kuşak.

    Kongoş Çarık : İneklerin diz derilerinden hemen herkesin yapabildiği basit çarık.

    Çarık : Hasılsız deriden yapılan basit çarık.

    Hasıllı Çarık : Hasıllı deriden ancak ustaların yapabildiği çarık.

    Çapula : Hasıllı deriden yapılan kaliteli, çarık üstü bir ayakkabı. Çapula özel ustalarınyapabildiği ve zenginlerin giyebildiği bir ayakkabı çeşidiydi.

    Yemeni : Hasıllanmış siyah deriden altları kösele olarak yapılan, ancak zengin ve ağaların giyebildiğibir ayakkabı türü

    Tad : Deriden veya yünden dokunarak yapılan çarık biçimli, bağcıklı çocuk ayakkabısı

    Mes : Yaşlıların çorap üzerine giydikleri, ayakkabı içine soktukları deriden yapılmış bir tür çorap.

    Cizme : Deriden veya lastikten yapılan boğzlı bir tür ayakkabı.

    Hamal Lastik : Daha çok iş yapılırken kullanılan lastik.

    Nalım : Takunya da denilen ahşaptan yapılmış kaba terlik.

    Hedik : Ahşap malzemeyle yapılan, ızgara biçimli kar ayakkabısı.

    Bu erkek kiyafetlerini tamamlayan süsü eşyaları da önemlidir.

    Hemayil : Üçgen veya dörtgen biçimli gümüş zincirli kap.

    Köstek : Genellikle yelek üzerine asılan üç sıra gümüş saat zinciri.


    Tapanca : Daha çok korunmak için taşınırdı.

    Picak aha çok morunmak için kın içersinde saklanan kesici alet. Genellikle iki tane taşınırdı. Birinin ucu sivri, diğerinin ise yuvarlak olurdu.

  5. #15
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Koduk Sizi Ağıra(Mısır Ayıklama)

    Mısırı kabuğundan ayıklardık. Mısır ayıklamak için akşamları bütün komşular bir araya gelirdik. Bazen mısırların içinden kırmızı mısırlar çıkar, onlara "BEY" derdik. İki grup olurduk. En çok bey bulan grup diğer tarafı alt ederdi. Galip gelen taraf "KODUK SİZİ AĞIRA" diye hep birlikte bağırırdı, böylece işlerimizi oyun haline getirirdik.

  6. #16
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Rize'de Giyim - Kuşam Kadın Kıyafetleri

    Atkı : Genellikle kadınların kullandığı büyük başörtü.

    Beşli : Kurdeleyle bağlanarak yakaya takılan altın süs eşyası.

    Cizme: deriden veya lastikten yapılan boğzlı bir tür ayakkabı.

    Çarık : Hasılsız deriden yapılan basit çarık.
    Çember : Kenarları işlemeli, sade, renkli veya motifli başörtü.

    Çeşan : Başa veya bele takılan, geniş çubuk desenli bir tür peştemal, dolaylık da denir.

    Don : Belden dize kadar çok geniş ve bacak kısımları lastikle tutturulan bir tür kısa şalvar.

    Entari : Fistana entaride denir.

    Etekluk : Uzun eteklere denir.

    Fistan : Oldukça bol ve uzun dikilen, altlı üstlü bütün giysi.

    Geceluk : Kollu gecelik.

    Gozli Çarşaf : Altlı üstlü bele bağlanarak kullanılan beyaz çizgi desenli siyah çarşaf.

    Hamal Lastik daha çok iş yapılırken kullanılan lastik.

    Hasıllı Çarık : Hasıllı deriden ancak ustaların yapabildiği çarık.

    Hedik : Ahşap malzemeyle yapılan, ızgara biçimli kar ayakkabısı

    Hemayil :Üçgen veya dörtgen biçimli gümüş zincirli kap.
    Kaleçi : Daha çok çocukların kullandığı süs eşyası, boncuk

    Kara Peştemal : Genellikle yaşlıların kullandığı, kenarları kırmızı kara peştemal.

    Kongoş Çarık : İneklerin diz derilerinden hemen herkesin yapabildiği basit çarık.

    Kontra : Genellikle zengin kadınların giyebildiği topuksuz ayakkabı.
    Kupe : Küpe
    Kupli : Kurdeleyle boğaza takılan bir reşat altın değerindeki altın süslü.
    Lastik : Son dönemlerde giyilen, cizlavit de denilen en yaygın olan lastik ayakkabı.

    Makaslı Peştemal : Püsküllü ve delikli peştemal. Daha çok genç kızlar ve genç kadınlar kullanır.

    Mes : Yaşlıların çorap üzerine giydikleri, ayakkabı içine soktukları deriden yapılmış bir tür çorap.

    Nalım : Takunya da denilen ahşaptan yapılmış kaba terlik.

    Patik : Ev içersinde terlik yerine kullanılan kısa yün çorap.

    Peştemal : Daha çok evli ve yaşlı bayanların kullanıldığı, bel örtüsü olarak da kullanılan ince çubuklu desenli başörtü.

    Şal Kuşağı : Yünden dokuma, daha çok kadınların ve yaşlı erkeklerin kullandığı kuşak.
    Tad: Deriden veya yünden dokunarak yapılan çarık biçimli, bağcıklı çocuk ayakkabısı

    Tepeluk : Gelinlerin giydiği ufak paralarla süslenmiş fes.

    Tor kuşağı : Özel bir iplikten dokunan kemer.

    Üç Etek: Genellikle kadife bezden yapılan altlı üstlü bütün etek. Üst ceket kısmına Kutni denirdi.

    Yaşmak : Kenarları işlemeli ve renkli başörtü. Genellikle çember üzerine takılarak kullanılır.

    Yazma : Yaşmağın büyüğüne denir.

    Yun Çorap : Beş cağla dokunan, uzun veya yarım biçimde çorap.

    Yuzuk : Yüzük

  7. #17
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Rize de rizelilerle özdeşleşmiş deyim ve kelimeleri ahanda burda paylaşıma açıyorum.

    Hayden hep beraber eklemeler yapalım.

    yeniyil= ocak
    kuçayi(küçuğayi)= şubat
    mart= mart
    abril= nisan (april gibi, ingilizce kökenli )
    mayıs= mayıs
    kerezayi= haziran
    çurayi (çuruğayi) = temmuz
    harmanayi= ağustos
    istavri (istavrite) = eylül
    oğtavri= ekim (bu da october gibi )
    uzumayi= kasım
    eskiyil= aralık


    göreslenmek= özlemek
    iturmek= kaybetmek, yitirmek
    ikilmak= düşmek
    işmar etmek= göz kırpmak
    yuklamak= uyumak
    aclanmak(acolmak)= acıkmak
    kuyis etmek= yüksek sesle, çığlık atarak ağlamak
    cirlamak= çığlık atmak
    zirlamak= ağlamak
    uymak= iyileşmek
    aykirilamak= yan tarafa doğru hareket etmek
    darlanmak= sıkılmak, bunalmak
    çafilamak= tırnaklamak
    heveslenmek=özenmek
    hovini almak= hevesini gidermek
    cimciklamak= çimdik atmak
    dişlemek= ısırmak
    ğarğaris etmek= bağırıp çağırmak
    hukelenmek= öfkelenmek
    komsilamak= şikayet etmek
    yamsilamak= taklidini yapmak
    kupas durmak= kambur durmak
    maroslamak= yaprakların solması
    örkinmek= korkmak

    çilambura(çili pumburi)= ateş böceği
    kolistavra= kertenkele
    hohori(ğoğori)= baykuş
    momoli= karınca
    çiçili= solucan
    pisik= kedi
    çağana= yengeç
    koğlidi= sümüklü böcek
    miya= sivri sinek gibi bişe
    puli= civciv

    fiskuku= böğürtlen
    likapa= kuşburnuna benzeyen minik meyve
    karamiş= karayemiş
    afiçi= yeni olmaya başlayan salatalık
    patiçi= taze fasulye
    lobiya= kuru fasulye
    lağus= yaş mısır
    koliva= haşlanmış mısır
    pasmanika= patlamış mısır
    kerez= kiraz
    fambur= ıhlamur
    bile= beraber
    benem= ben nerden bileyim
    hesetten mi= gerçekten mi
    haçanki= ne zaman ki
    yane= ne sandın
    buhağana= hemencecik

  8. #18
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Karalastik-Cizlevat -Trabzon Lastiği

    Tamamen lastik malzemeden yapılan karalastikler bölgemizin tamamında kullanılmış ve kullanılmaktadır.

    Özellikle ekonomik sıkıntı çekilenn bölgelerde kullanılmıştır.




    Sizleri geçmişe kısa bir yolculuğa götürüyoruz. Kara lastiğe Nostalji diyebilirmiyiz? Bizler için kara lastik geçmişte mi kaldı yoksa halen
    kulllanıyormuyuz....?



    Hey gibi gözünü sevdimin kara lastiği ayağımıza giyerdik yazın bi yakardı ki of çorapsız giyince ayaklarımız simsiyah olurdu,dereye girince gıcır gıcır kire pise toprağa gir hiç korkma 4 çeker gibiydi,çamura batardı ayağımızdan çıkardı,çeşmenin yalağına soktukmu yine gıcır gıcır çıkardiii
    Her yaz köye gittiğim ayağımdan eksik etmediğim,zaten başka ayakkabı giysem kayıp düşüyorum

    Karadenizde yaşayıpta giymeyen yoktur sanırsam,Yıllarca köyde yaşayanlar için tek seçenekti. Kara lastik ayakkabının ne bağcıkları, ne de dikişleri var. Klasik modeli, üzerindeki kabartmalarıyla diğer ayakkabıları taklit ediyor. Kara lastik çoğumuzun giydiği onların üzerinde koşup oynadığımız, büyüklerimizin karışmasın diye ip bağladığı, düğünler de bile giydikleri öz değerlerimizdendi.

    Belkide en doğal hali budur karalastiğin tezeğe bulanmiş bir çift karalastik,bana hiç yabancı değil bu kare....





    KaraLastiğin FaydaLarı:

    * DayananıkLıdır...
    * Yagmur,Çamur,kar,dag,tepe DinLemez Çıkar
    * Boyama Derdi Yoktur
    * Tarih Kokar
    * En ÖnemLisi İse Babadan Yadigardı

    Karalastik sadece karadenizde değil birçok kırsal kesimde bugün de yoğun olarak kullanılıyor.

  9. #19
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725
    Rize Mimarisi-Rize Evleri

    Rize evleri rizenin hemen her tarafında yapılan taş vetahta karışımı bir çeşit malzemeden imar edilmişti.



    Tahta aralarına yerleştirilen taşlar rize evlerinin vazgeçilmezidir.

    Taş evlerin yanısıra tamamen tahtadan yapılan evlerdeki mimari özellik ise kesinlikle çivi kullanılmamış olmasıdır.
    Bu sayede tahta rize evleri istenildiği anda bulunduğu yerden sökülüp bir başka yere inşa edilebilme olanağı sağlamaktadır.




    Taş evlerde ise bu özellik yoktur.



    Doğu Karadeniz bölgesinde köy evleri daha düne kadar geleneksel yerel malzemelerden yapılırdı. Altta ahır ve üstte aşana ( mutfak ) ve yatak odaları bulunurdu. Alt katın duvarları taş, üst katın duvarları ise kısmen taş malzemeyle ve kısmen de bağdati denilen taş çamur ve ahşap karışımı malzemeyle yapılır sıvanır ve kireçle boyanırdı. Erzak deposu olan serar derler evin dışında yapılan ahşap yapılardı. Hayvanların yiyecekleri kuru otların konulduğu merekler de ahşap melzemeden yapılırdı. Bu yapıların damları da ahşap malzeme olan hartama ile örtülürdü. Helalar evlerin dışında yapılırdı. Günümüzde artık bu geleneksel malzemeler yerine biriket, tuğla beton, saç vs. malzeme kullanılarak yapılan evler yavaş yavaş eski evlerin yerini almaktadır. Yöre iklimine uygun olmayan yeni yapılar, insan sağlığı açısından da bazı sakıncalar doğurmaktadır. Bu kısa girişten sonra asıl konumuz olan “yöre türkülerinde ev” denememize başlayabiliriz..

  10. #20
    Super Moderator
    Üyelik tarihi
    19 Nisan 2011
    Mesajlar
    1.725


    Karadeniz yöresi türküleri özellikle doğu Karadeniz yöresi halkı tarafından yaratılan sözlü edebiyat ürünleri çoğunlukla güncel yaşamı konu alır. Günlük sevinçler üzüntüler, sevdalar bu türkülerde vardır. İnsan yaşamında önemli bir yeri olan ev de bu türkülere girmiştir. Evin çeşitli bölümleri de bu türkülerde yer alır.



    Bazı türkülerde evleri yapanlarda yer alır. Trabzon – Maçka’nın Hacavera ( Yeşilyurt ) köyünde bir düğünde, evde horon eden kadınlar evi yapan Baki Usta’ya türkü atarlar:

    Vurun e kızlar vurun
    Kıralım tahtalari
    Sağ olsun Baki Usta
    Gene yapar onlari”

    Doğu Karadeniz bölgesinde yayla evleri ahşap malzemeden yapılır damları hartama ile örtülür. Bir zamanlar Trabzon yöresinde bir delikanlı sevdasına şöyle bir türkü atmıştı:

    Gel çıkalım dağlara
    Dağlar olsun evimiz
    Komar yapracuklari
    Olsun keremitumuz

    Komar ağacı Doğu karadeniz bölgesinde, yüksek kesimlerinde yetişen meşin yapraklı bir ağaçtır. Mor çiçekleri vardır.

    Maçkalı kemençeci Ferhat Özyakupoğlu 1950’li yıllarda söylediği bir destanda sevdasının annesi gelince ahıra kaçışını şöyle anlatır:

    Yaylanın çümeninde
    Ben bağıra bağıra
    Dedi annem geliyir
    Haman endım ahıra

    Ahırın küreğılan
    Vura vura kirişe
    Annesi da bağırır
    Bak bana olan işe

    Maçkalı bir türkücü türkülerinden birine mizan da katarak şöyle der:

    Gittım yarın evine
    Tasla verdi yoğrdi
    Dedım bu ekşi oldi
    Dedi tosun doğurdi

    Yaylanın çümeninde
    Eküzler beğurumi
    Dedim gaurun kizi
    Hiç tosun doğuru mi

    Yöreden bir delikanlı da sevdasının evine gider ve kapıyı çalar ama kimse yoktur:

    Gittim yarın evine
    Kapilari doğ idi
    Salladım karağıni
    Yarım evde yoğ idi

    Karak kapıdaki tokmağın yöredeki adıdır.

    Bazı evlerde asana bölümünde ocağın yanısıra fırın da bulunur. Fırın bir türküde şöyle geçer:

    Elume çifte kürek
    Kariştırdım furuni
    Çok açma ağuzuni
    Kırarum muncurini

    Karşısındakini tehdit eden bu türküyü türkücü bir atışmada söylemiştir.

    Akçaabatlı bir türkücü 1940 lı yıllarda şöyle bir türkü söylemişti:

    Odada yeşil sandık
    Oynaduk da usanduk
    Herkes ahrette yanar
    Biz yer yüzünde yanduk

    Maçkalı kemençeci Fehmi Alan 1940’lı yıllarda şu türküyü söylemişti:

    Gelma bu yana yarım
    Tele vurursun tele
    Pencereden içeri
    Yarlan verduk el ele

    Doğu Karadeniz yöresi türkülerinde evden ve evin bölümlerinden sözeden daha çok türkü vardır. Biz burada Vakfukebirli Hasan Kum’un söylediği bir türküyle sözü bağlayalım

    Evin arkasinda
    Buzi kırarım buzi
    Kurban olayım ona
    Bir ananın bir kızi

    Not: Son dört türkü Ankara Devlet Konservatuarının 1943 yılında yaptığı derlemelerden alınmıştır. Kaynak: Süleyman Şenel, Trabzon Bölgesi Halk Musikisine Giriş, Anadolu Sanat Yayınları, İst. 1994.

    Birbirinden Güzel %100 taş ve çamurdan yapılmış tarih kokan karadeniz evleri...

    Doğu Karadeniz’i görmeyenlere anlatması zordur oraların yeşilini... Doğa her vadide, her sırtta sanki başka tür boyalar kullanmış gibidir. Gözleriniz inişli çıkışlı tepelerin renk paletine dalıp gitmişken; uzakta, ağaçların arasından sürmeli gözlerle sizi izleyen evleri fark edersiniz birden. İçinde kıpır kıpır Doğu Karadeniz insanının yaşadığı; kültürüyle biçimlendirdiği; elleriyle örüp yükselttiği; ahşapla, taşla var ettiği evleri...


+ Konu Cevaplama Paneli

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren RizeCity.Com Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. RizeCity.Com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler rizecity@gmail.com mail adresi ile iletişime geçildikten sonra en geç 3 (üç) Gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızdan incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve Avukatımız size dönüş yapacaktır.

53 Haber - Rize - rika, ri-ka, rize kapı - RizeCity Blog - Rize Resimleri