Çayeli Erenler Köyü (Venekdere)


Çayeli’nin en eski ve en uzak köylerinden olup, köyümüze Aşıklar Deresinden yukarı doğru Çatak’a devam eden Kaçkar ve Çınartepe köylerini geçtikten sonra varılan yer bizim köyümüz Erenler Köyüdür ve Çayeli’ne uzaklığı 13 km


Çayeli’nin en eski ve en uzak köylerinden olup, köyümüze Aşıklar Deresinden yukarı doğru Çatak’a devam eden Kaçkar ve Çınartepe köylerini geçtikten sonra varılan yer bizim köyümüz Erenler Köyüdür ve Çayeli’ne uzaklığı 13 km dir.

Erenler Köyü etrafı dağlarla kaplı ve ortasından eski adıyla anılan deresi akmakta olan şirin bir karadeniz köyüdür.

Tarihi asma köprüsü ve camisi artık artık hizmet veremez durumda olup, köyün merkezinde yeni bir cami yaptırılmıştır. Cami şadırvanı, gasılhanesi, çay salonu ve lojmanı da köylüler ve yardımseverler tarafından yaptırılmış, köyümüz halkının hizmetine sunulmuştur.

Köyümüzün başlıca geçim kaynağı çaydır.Bir kaç aile arıcılıkla, bir kaç aile de bölgemizde yeni yeni üretilmeye başlanan kivicilikle uğraşmaktadır. Köyümüzde 4 adet küçük çapta marangoz atölyesi bulunmaktadır. Çok az sayıda kalan köylümüz kış aylarının zor şartlarında bile 1 adet bakkalla hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadırlar.

Köyümüz her köy gibi çok büyük çok büyük göç vermiştir. Hane sayısı 110 olmasına rağmen kışın açık tutulan hane sayısı 10-15’e kadar inmektedir. Bunun en büyük sebebi ise köyümüzdeki ilköğretim okulunun MEB uyguladığı taşımalı eğitim sisteminden dolayı kapalı olmasıdır. Aileler çocuklarının eğitimi için şehirlere göç etmek zorunda kalmaktadır. Oysa Erenler Köyünün etrafında Zafer Köyü, Yavuzlar Köyü, Çınartepe Köyü, Kaçkar Köyü ile kendi bünyesinde olan Demirciler Köyü bulunmakta ve Erenler Köyü bu köylere merkez köy görevi yapmaktadır. Zaten bu köyler Erenler Köyü’nden ayrılmışlardır.

Köyümüzün en büyük sorunları eğitim, ulaşım ve haberleşmedir. Köyümüz kış aylarında malesef bu üç ihtiyacından yoksundur. Köyümüzün okulu mevcut okula kat ilavesiyle 8 yıllık eğitim verebilecek hale getirilebilir. İnanıyorum ki; köyümüzün yolu asfaltlanır ve bir GSM şebekesi kurulursa köy halkının bir çoğu kış aylarında bile köyünde kalacaktır ve bu da köyün canlı tutulmasında etken olacaktır.Tabii ki; kış aylarında köyünde kalan köylüler, 3’er, 5’er adet büyükbaş hayvan besleyerek, hayvancılıkta önemli bir yeniden doğuş sağlayacaklardır.

Devlet büyüklerimizin destek ve teşvikleriyle bu sorunlar aşılır ve köyümüze 1-2 adet alabalık üretim ve satış tesisleri kurulabilir. Çünkü çok temiz suyu olan bir deremiz var ve bundan faydalanamıyoruz. Boşu boşuna derenin suyunu Melyat’tan denize akıtıyoruz.

Köyümüz Çayeli merkezine uzak oluşundan dolayı devlet desteğinden de uzak kalmıştır. Örneğin; Demirciler mahallemiz toprakları Hemşin ilçesine, nüfusu Çayeli’ne bağlıdır. Hemşin’e ve Çayeli’ne de uzak olduğu için her ikisinden de hizmet alamamaktadır. Bu nedenle tamamen kaderine terk edilmiş durumdadır. Bu mahalleden kiminle konuşursanız konuşun , “Eskiden bir sahibimiz ve arkamız vardı, o gittikten sonra tamamen sahipsiz kaldık” derler.

Köyümüzden ayrılarak büyük şehirlere göç etmiş köylüm olan hemşehrilerime sesleniyor ve rica ediyorum: “Köyünüzü unutmayınız ve her yaz hiç değilse bir ay olsun geliniz ve evlerinizde kalınız ki; çocuklarınız ve torunlarınız da yarın gelsin ki; köyümuz unutulmasın”.

Erenler Köyü Muhtarı
Hüseyin KAR

Erenler Köyünün hayatta olan en eski muhtarı Yunus Karakulak ile görüştük ve bilgilerine başvurduk. Köyün eski halini bize anlattı:

“Ben muhtar olduğum zamanlarda köyümüz 240 hane idi. Bugün Zafer, Yavuzlar ve Çınartepe Köyleri de Erenler Köyünden ayrılmamış ve köyün ayrı ayrı mahalleleriydi. Köyümüzün ilkokulu açık olup, 130 öğrenci eğitim görürdü. Kış aylarında 240 hane açıktı. Köyde 4 kahvehane, 3 bakkal dükkanı halka hizmet verirdi. Köyümüz o dönemlerde nahiye olmaya aday ve uygun bir köydü. Herkesin ahırında 3-5, 10 tane büyükbaş hayvan olur, çarşı, pazardan evlere kahvaltılık yağ, peynir gelmezdi.

Yayla zamanı başladı mı, Çilinger, Arsivos-Sefali göçlerini bizim köyden geçirerek, yaylaya doğru yol alırlardı ve göçler uzun zaman sürerdi. Yaylaya gidiş ve dönüş bir başka güzellik ve canlılık katardı köyümüze. Bugün bu olaylar tamamen bitmiş durumda. Köyümüzde Kur’an kursu vardı. 25-30 öğrenci yatılı, 15-20 öğrenci günlük ders görürdü. Bu Kur’an kursu yıllardan beri kapalı olup, binası da atıl duruma gelmiştir.”

Köyümüzün yine eski muhtarlarından Nazım Küçük (namı diğer, Mister Nazım) ile de görüştük:

“Ben Hacı Osman Küçük’ün oğluyum. Babam köyümüzün imamı ve camiinin de hocasıydı, yıllarca öğretmenliğini yaptı.Bizim köy ve etraf mahallelerine de 2 nesile Ku’an okumayı öğretti. O dönemlerde köyümüzün camisi doluydu, kahvehanesi de, okulu da. Bugüne baktığımızda o eski insanları ve o kalabalığı arar durumdayız.”