Çayeli Büyükcaferpaşa Mahallesi

Limanköy burnunu geçtikten sonra Çayeli’nin nefis manzarası gözümüzün önüne gelir. (Limanköy burnunun eski güzelliği kalmadı artık, çimento dolun tesislerinden sonra).


Limanköy burnunu geçtikten sonra Çayeli’nin nefis manzarası gözümüzün önüne gelir. (Limanköy burnunun eski güzelliği kalmadı artık, çimento dolun tesislerinden sonra). Uzuntaş’ın (Rize-Hopa asfaltını kullanan herkes) yanından geçtikten sonra Taş Camii minaresi gözükür, dalların arasından eğer aracınızın hızı fazlaysa Taş Camii altındaki virajda tehlikeler yaşayabilirsiniz, onun için teybinizin sesini kapatıp yavaşça geçmeniz gerekir buradan. Dalgınlığımıza da gelse orada yatan şehitlerimize ve evliyalarımıza saygısızlık yapmak istemeyiz. Eğer biraz zamanımız varsa orada durup kaza namazınızı kılabilir, cami avlusunda yatan şahitlerimize fatiha okuyup, Taş Camii’nin huzur veren ortamı içersinde, denizi kuş bakışı ve birazda içiniz burkularak seyredebilirsiniz. Yeni yol çalışmaları, kayıkhane olarak kullandıkları balıkçı barınaklarını da doldurmaktadır. En çok karşı çıkan mahalle sakinleridir, yol oraya kadar gelip kalmıştır. Mahalle yaşlıları Taş Camii avlusunda oturup kayıkhanelere bakıp çocukluklarında yaşadıklarını anlatamayacaklardır.

Onlar için balıkçılık bir yaşam biçimidir, onlar ki Fatih’in Kaptan-ı Deryası, Caferpaşanın torunlarıdır. Onlar denizde doğmuştur, denizde yaşamış Taş Camii avlusunda ihtiyarlamışlardır. Bu güzelliklere onlar kadar bizimde ihtiyacımız var aslında. Çayeli’ne 2 km uzaklıkta limanköy,Yaka ve Yenicami Mah.arasında sıkışmış küçük bir mahalledir. Çok büyük çay düzlükleri yoktur. Caferpaşa mahallesinde yine de insanlar çok çalışkandır. Bir çoğu Yaka mahallesinde çay fabrikalarında çalışmakta veya oradan emekli olmuştur. Fabrikadan artan zamanlarda, bağında, bahçesinde ve denizde balık avlamaktadırlar. Büyük Caferpaşa mahallesi gençlerinin ve büyüklerinin kahve kültürleri yok gibidir. Onların mekanları işleri, evleri ve Taş Camii avlusudur. Büyük Caferpaşa mahallesinin en eski aileleri; Altunbaş, Şahin, Karahan, Yalçın, Genç, Kadılar’dır. Tek okulları yoksa mahalle sınırındaki Atatürk İlköğretim Okuludur. Mahallenin yerlisi de pek kalmamıştır, yerinden kimi eğitim, kimi iş için kopup gelmişlerdir,büyük şehire İstanbul’a: bu şehrin zorluklarında yaşamış, çekmiştir bu zilleti. Memleketi için orada kalanlara yardım ekini uzatmak bir borçtur. Bu borcu en iyi yerine getiren ve getirmek isteyen biridir Rüştü Altunbaş, şimdiye kadar kimsenin elini boş çevirmemiştir, ağabeyimizin Çayeli Derneği’ne yapmış olduğu yardımları unutamayız. Onu en büyük ideali kendi arazisinde üniversite yapmak olduğunu iyi biliyoruz, bu düşüncesinin Rize Üniversitesi’nin kurulmasıyla gerçekleşmesi dileğiyle.